ATATÜRK’Ü ANLATMAK

“Atatürk elbette büyük bir asker, başarılı bir komutandır.
Atatürk elbette, büyük bir devlet kurucusudur.
Atatürk elbette, yüksek niteliklere sahip bir devlet adamıdır.Atatürk elbette büyük bir asker, başarılı bir komutandır.
Atatürk elbette, büyük bir devlet kurucusudur.
Atatürk elbette, yüksek niteliklere sahip bir devlet adamıdır.
Atatürk elbette, düşünceyi eyleme bağlayan bir liderdir. Ancak, Atatürk her şeyden önce devrimcidir.
Yeni Türk Devleti’nin kurulmasında ve bu devletin uluslar arası ilişkilerinin düzenlenmesinde devrimcidir.
Türk toplumunun yeniden yapılandırılmasında ve modern bir Türk Devleti’nin kurulmasında devrimcidir.
Kısacası, Atatürk’ün hayatı devrimlerle dopdolu geçen bir hayattır.
Atatürk denilince Türk Devrimi, Türk devrimlerinden söz edilince de Atatürk hatırlanmalıdır.
Franklin Roosevelt’in ‘Prensipler kutsaldır, kurallar ise değildir.’ sözü önemlidir.
Atatürk’ün hayatı boyunca sıkı sıkı bağlı olduğu ve onun deyişiyle ülkenin ’emniyet ve teminatı olan’ adeta onun için kutsal değer taşıyan bazı temel prensipler şunlardır:
Hürriyet ve bağımsızlık onun karakteridir. Kişiliğine onun kadar titiz, hatta kıskanç, fikri bağımsızlığına onun kadar düşkün, bunları savunmasını onun gibi bilen insan görülmemiştir. Onun için milletçe kesinlikle savunulması istenen ve gerekli olan hak, devlet ve millet bağımsızlığıdır. Tam bağımsızlık esastır. O en zor günlerde bile milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır diye haykıran bir liderdir.
Laik devlet yapısının korunması, Atatürk için vazgeçilmez prensiplerden birisidir: Din gerekli bir kurumdur. Dinsiz devletlerin devamına imkân yoktur. Yalnız şurası var ki, din Allah ile kul arasındaki bağlıktır. Din işlerinin; devlet işleriyle karıştırılmaması ve dinin her türlü siyasi ve kişisel amaç, çıkar sağlamak için bir araç olarak kullanılmaması esastır.
‘Yurtta barış, dünyada barış’ iç ve dış politikada uygulanacak, takip edilecek ana prensiptir. Atatürk, Türk milletinin güçlü ve mutlu, istikrarlı yaşayabilmesi için devletin bütünüyle milli bir siyaset izlemesini, bu siyasetin de iç teşkilata tam olarak uyması ve ona dayanması gerçeğine sıkı sıkıya bağlı kalmıştır. 1795 İnsan Hakları Beyannamesi’nin; milletler, adetleri ve arazilerinin genişliği ne olursa olsun karşılıklı olarak bağımsız ve hakimdirler, bu hakimiyet ihlal edilemez prensibi, onun için uluslararası ilişkilerde ve dünya barışının korunmasında temel esastır. Atatürk’ün milliyetçilik anlayışı İnsan Hakları Beyannamesine uygun olarak, milletlerin birbirlerinin bağımsızlıklarına karşılıklı olarak saygı göstermesidir. Bu nedenle de Atatürk antiemperyalisttir.
Atatürk için liderlerin ve yöneticilerin var olmasının ana nedenlerinden birisi de; milletin ve memleketin gerçek saadet ve refahı için çalışmalarıdır. Bu prensibi gerçekleştirmek için de; bu milletin doğrudan doğruya hayatı ile alâkadar olan, o milletin iktisadiyatıdır söylemine de gönülden inanmıştır.
Atatürk’ün Türk Milleti’ne bıraktığı manevi mirası nedir? Bu soruyu soran Dr Reşit Galip’e Atatürk’ün verdiği cevap aynen şöyledir:
‘Ben, manevi miras olarak hiçbir dogma, hiçbir donmuş kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar önünde, belki gayelerine tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle dönüyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve bilimin gelişimini inkâr etmek olur. Benim Türk Milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsetmek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederse, manevi mirasçım olurlar.’
Atatürk, devrimcidir. Düşüncede, devrimcidir. Fiiliyatta, devrimcidir. Onun düşüncesine göre ilmin gelişimini bile reddetmek mümkün değildir. Onun geride bıraktığı manevi miras: Akıl ve ilimdir. Sahiplenilmesi ve takip edilmesi gereken yol, ‘Atatürkçü Düşünce Sistemi’dir. Atatürkçü Düşünce Sistemi; çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkılmasını temel hedef alan, bu hedefe ulaşmak için, akıl ve ilmin yol göstericiliğini kabul eden, dinamik bir dünya görüşüdür. Atatürkçü Düşünce Sistemi ne yapılmasını anlatan bir ideoloji değildir. Akıl ve bilime dayanarak nasıl karar verileceğini gösteren bir dünya görüşüdür.”
* * *
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, 10 Kasım 1938 günü sonsuzluğa göçüşünün 81. Yıldönümünde 26. Genelkurmay Başkanı Emekli Org. İlker Başbuğ’un iki cilt halinde yayımladığı ’20 . Yüzyılın En Büyük Lideri Atatürk’ adlı yapıtından alıntıladığımız paragraflarla anıyoruz.
Dünyada emperyalizmi yenilgiye uğratan, sömürgecilerin yayılmacı projelerini tarihin çöplüğüne atan, tüm mazlum uluslara ilham ve güç kaynağı olan, gerçek anlamda evrensel bir önderdir ATATÜRK.
Milli Mücadelemizin 100. Yılında Atatürk’ü anmak, aynı zamanda O’nu anlamak ve anlatmak sorumluluğunu yüklemektedir her yurttaşımıza. Atatürk’ü anlamak, coğrafyamız ve ulus devletimiz üzerine oynanan oyunların farkında olmaktır.
Türk Ulusu geleceğini tek liderimiz, tek önderimiz ve tek rehberimiz Atatürk’te, O’nun düşünce ve devrimlerinde bulmuştur.
Dünya tarihi, aydınlık ve karanlığın mücadeleleriyle doludur. Atatürk, aydınlığın temsilcisi, aydınlığın lideridir. Karanlıkta kalmayı isteyenlerin, karanlığı ısrarla savunanların aydınlığı anlamasını beklemek zordur. Ancak, Atatürkçülerin mücadelesiyle, karanlıklar mutlaka aydınlanacak, karanlıktan beslenenlerin oyunları bozulacaktır.
Türk Ulusu; tekil, laik, demokratik, sosyal ,hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e bağlılık ve sevgisini, O’nun İlke ve Devrimlerini gösterdiği prensiplerle yaşatarak ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni sarsılmaz temelleri üzerinde her gün daha ziyade takviye ederek” gösterecektir.
ATAMIZIN anısı önünde saygı ile eğiyoruz.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ GELİBOLU ŞUBESİ

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın