Gökçeada’nın Çehresi Değişiyor Devlet 35 Yıl sonra Tekrar Adada

Bülent Ecevit’in Ada’ya açtırdığı açık ceza eviyle Rumların Ada’yı terk etmeye başlamasının ardından 12 Eylül 1980 ihtilalcisi Kenan Evren’in stratejik önemi için yaptırdığı yollar ile Özal dönemindeki bazı devlet yatırımları ile yolların yapılmasının ardından değişime uğrayan Gökçeada’da 35 yıldır bu yapılanlarla idare ediyordu.
Adada hiç kuşku yok. En önemli sorun ulaşımdı.Ulaşımdaki zorluklar, insan yaşamını da tehdit ediyordu.Fırtınalı havalar Gökçeadalılar için her an bir kabusa dönüşebiliyordu.Deniz ulaşımı durdu mu, eğer Çanakkale’de bağlı bir askeri savaş gemisi yoksa adaya gelmek olanaksızdı.
Ben 1990’da Ada’ya ilk gittiğimde gezen bir adamken, yanıbaşımızdaki adayı göremememin utancıyla bir gün Çanakkale iskelesinde karar verip kalkmak üzere olan Gökçeada Feribotuna atlayarak, 48 saatlik bir ada gezisine çııkmıştım.Yanımda bir paltom bile yoktu.Mevsim kıştı ama hava son haftalarda çok güzel gidiyordu.
Akşam üzeri 16:00’da kalkan gemi 19: 00’da Ada’ya yanaşınca her yer kararmıştı.
Şehrin merkezine vardığımda ilk işim yolda aldığım bilgilerden sonra, hemen bir otel aramak oldu.
Meydandaki Belediye Otelinin kapısından koşarak içeriye girdiğimde arkamda daha 5-6 kişi de aynı hızla geliyordu.
Tek kalan odayı yakalamanın mutluluğu ile odaya yerleştiğimde sokaklar bomboştu.
Karnımı doyuracak bir yer bulabilecekmiydim bilmiyorum.
Resepsiyondaki görevlide son odayı satmanın ardından yerinde yoktu.
Caddeye çıktım.İlk gördüğüm kişiye nerde yemek yiyeceğimi sordum.Az ileride bir yeri tarif etti.Gittiğim yerdeki kokuşmuşluk, daha içeri girerken beni bozmuştu.Zaten tezgahtada pek bir şey yoktu, kalan bir iki yemeğinde görüntüsü hiç hoş değildi.
Bir süre meydanın çevresinde dolaştıktan sonra bir ışık gördüm içeride 3-5 kişi vardı ve mekanın bacasından hoş ızgara kokuları geliyordu.
Çat kapı içeriye girdiğimde yanılmamıştım, burası et ızgara yapılan içkili küçük bir yerdi. Selam verip boş bir masaya oturdum.
Kuruyaz, çakır keyif olduğu konuşmasından belli olan biri önümde dikilerek;
-”Ne içicen?”dedi.
-Ben önce bir ızgara et ya da köfte alabilirim.”dedim.
Suratıma ters,ters baktı.
– “Etin nerde senin?”dedi.
Et filan yoktu ki!
– “Sizde yok mu?”deyincede dönüp arkasını gitti.
Yan masadaki beye sordum, kasap açık mıdır?
“Yok bulamazsınız bu saatte” dedi.
Elini kaldırarak oturduğu yerden az önce gelen adama seslenerek;
-Abbas..!Benim etten beyefendiye biraz pişir.”dedi.Ardından bana dönerek gülümsedi.
Ertesi günü adayı bir baştan, bir başa gezdim.
Sabah yola çıkmak üzere erkenden yattım.
Gemi 07:00’de idi.Saat 06:30’da belediyenin hoparlör anonsuyla uyandım.
Dikkat..!Dikkat…! Saat 07:00’de kalkacak gemi hava mualefeti nedeniyle kalkamayacak…!
Eyvah..! Eyvah..!Aceleyle giyindim ve dışarı çıktım, zehir gibi bir hava vardı.Buz gibi karayel esiyordu.
Ve ben iki gün için geldiğim adada 9 gece daha kalmak zorunda kalmıştım.
Benim adayla tanışmam böyle oldu.Kolay değil 9 gün.Buz gibi bir hava, keskin esen karayel ve üzerinize ince ince yağan bir kar.Hiç tanımadığınız, ilk kez gittiğiniz bu küçük, şirin kasabada nereye gidersiniz? Nerede vakit geçirirsiniz, ne yer ne içersiniz…?
Üçüncü gün belediyeye gittim.Belediye Başkanı Tahir Şenel ile tanıştım.Bana çok candan davrandı.Üzülmeyin dedi.Önce oteldeki odamı değiştirdi, rahat edebileceğim bir odaya taşındım.Akşam evine yemeye davet etti.Kısa bir süre de dostluğuyla kalbimi çaldı.Kibar ve efendiydi.Adada yokluklar içinde çok kısıtlı olanaklarla iş yapmaya çalışıyordu.Bu adada siyaset yapmak çok zordu.Adada Karadenizli, Ispartalı, Doğulu ve Çanakkaleliler yoğunlukta olmak üzere Türkiye’nin her yerinden insan yaşar bir çok mahkum burada cezasını tamamladıktan sonra memlektine dönmemiş, ve burada bir işe sahip olmak için çabalayarak kalmıştır.
İlk işim belediye otelinin yanındaki Sümerbank satış mağazasından kalınca bir ormancı gömleği bir takım iç çamaşırı ile bir mont almak oldu.Yavaş yavaş insanlarla tanışmaya başladım.Geceleri gidecek yer yoktu.Abbas’ın yerini mekan tutmuştuk.Kasaptan bir parça et yada kıyma alıp Abbas’ın yolunu tutuyorduk.Bu arada Abbas’ın yerinde adada iş adamı olarak Siirt’ten geldiğini söyleyen İsmail Taylan ile tanıştım daha sonra Anap İlçe Başkanı Mehmet Kolçak ile tanıştım.
Herkes benim için birtakım yorumlar yapıyordu.İsmail Taylan’a göre, başkan Tahir Bey tarafından getirilmiş bir siyasi ajandım.Mehmet Kolçak Anap İlçe Başkanıydı, ona göre 1994 Belediye seçimlerinde Tahir Bey tarafından tutulmuş onu bir daha seçtirmeye çalışan bir gazeteciydim oysa ben daha sonraki yıllarda dahil olmak üzere CHP İlçe Başkanlığıyla hiç tanışmamıştım.Adada gazete çıkarmaya karar verdim.1994 seçimlerine daha çok vardı ama ada kaynıyordu…
Devamı gelecek sayıda…!

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.