Okullar Neden Güçlendirilir ki..?

“Bunları yapanları ne yapmak lazım sizce..?”

65 yıldır devletle iç içeyim 7 yıl devletimin yatılı öğrencisi oldum.Sonra öğretmeni oldum. Okullarının müdürü oldum.Halk eğitiminin ilk müdürü oldum.Ardından devletimde tüccar oldum, inşaatcı oldum. Devletimin vergisine kayıtlı bir tacir olarak ekonominin çarklarına diş oldum.
Gazeteci olarak 1961’den itibaren önce amatörce, sonra profesyonelce yazılar yazdım.
Gazeteci oldum 15 yıl Akşam ve Hürriyet gazetelerinde binlerce yazı yazdım sonra gazete sahibi oldum.
Yazdığım kitaplardan, vergi sıralamalarında bir çok yıl ilk 5 içinde oldum.Birçok sektörde iş yaptım.Gelibolu’da ilk sahillerinde yazlıkların başlamasına öncülük ederek, herkes hisseli arsalar satarakbire bin kazanırken, ilk kez sattığım arsalara ifraz, inşaat izni çıkartan kişi oldum ki, ileride kadastro gelirse benden arsa, ev alanlar mağdur olsun istemedim
1976’da ilk resturantımı, Güneyli’de açtım.
200 kişilik restaurantta insanlarımızı eşleriyle birlikte gelmeye alıştırmak için yıllarca içeriye tek, bekar almadım.
Herkes eşiyle gelerek, huzurla otursun istedim.
Ama kafamı hep devletin yaptığı işlere taktım. Başkalarının dertlerini kendime dert edindim. İki kez psikolojik tedavi almak durumunda kaldım.
Hem Çapa hemde Bakırköy Hastaneleri madalya verir gibi bıynuma aynı raporu astılar.
“Toplum sorunlarını kendine dert edinmek…!” dediler.
Bir okul inşaatı yapılıyordu, çalıştığım yerde. Üç- beş kez Kaymakamı ve İlçe Milli Eğitim Müdürü ‘nü uyardım.
Cevap alamayınca dayanamadım, inşaattan örnekler alarak, soluğu Çanakkale Milli Eğitim Müdürlüğünde aldım.
Güvencem vardı.Milli Eğitim Müdür Muavini Geliboluluydu. Gidip ona anlatabilirim diye düşünmüştüm.
Atladım arabama sabahın 8:30’unda dikildim kapısına bekledim. 9’a 10 kala geldi.
Beni görür görmez, ben daha selam veremeden o güzeller güzeli (!) yüzünü ekşiterek;
“Niye geldin? Ne işin var burada? Ne var len bu kutuda…?” daha size geldim “Hocam” diyemeden çat kapı odasına girip kapıyı yüzüme kapatmaz mı?
O içeri girer de , bende durur muyum.Kapıya 2-3 tık tık daldım içeriye.
“Ne var, ne bu kutu?”
Hocam inşaatın üst betonuna gelindi.Üç oldu ilçeye bildiriyorum.Kimse ilgilenmiyor.Duvarların en altından parmaklarımla söktüm bu tuğlaları ,Allah aşkına, üzerine beton atılırsa bu duvarlar , bu betonu taşımaz, patlarlar, okulda 1 yılda yıkılır.” hocam dedim.
Suratını o kadar ekşitti ki, ters ters bana bakarak;
Sen mimar mısın…?, Mühendis mısın…?
O inşaatın mimarı da var, mühendisi de var..,zorun ne senin, hadi çık git.Benim işim gücüm var demez mi..?
Bende aynı suratsızlıkla kendisine bakarak, müdüre gideceğim, valiye gideceğim bu işin peşini bırakmam dedim.Bana eliyle kapıyı işaret ederek,
“Cehenneme kadar yolun var” dedi.
O kapıdan çıktım. Tam o sırada bir kapı üstündeki kapıdan daldım Milli Eğitim Müdürü’nün odasına yine kolumun altında kutu ve duvarın en altından çıkardığım 4 tuğla ile 1 poşette içinde hiç çimento olmayan kireçli kum, içeri girer girmez suratıma bakmadan;
“Buyurun!”dedi.
Hocam ben Gelibolu Güneyli Okul Müdürüyüm 2 aydır devam eden okul inşaatından size 4 tuğla ile birazda içinde hiç çimento olmayan harç getirdim.Ne olursunuz hocam.Bu okul fay hattı üzerinde, yarın öbür gün üstüne beton atılacak şu işi bir neticelendirirmisiniz?
“Okula mühendis gelmiyor mu?” Senin böyle bir görevin yok hocam!
Onun sorumlsu var”
“Geldi hocam, geliyor da, gelir gelmez de müteahhitle arabaya atlayıp doğru Şarköy’e Lokantaya kafa çekmeye gidiyorlar.İki kez konuşmayı denedim; “bana sen niye soru soruyorsun!”dedi.
İlçeye iki yazı yazdım ama aynı kontroller geliyor.Kimsenin birşey yaptığı yok son çare size geldim.”
“Sen görevinin başına dön birdaha da böyle lüzümsuz işler için gelme bu işler senin görevinde değil” deyiverdi.
“Te vallahi te billahi, çıldıracağım hocam Allah aşkına gelin bir bakın ne olur?
“Recep doğru işine..Zaten senin Nuri Bey’de Gelibolu’da kalmanı istemiyor.Şansını zorlama …”dedi.
Sağolun hocam odanız kirlenmesin tuğlalarımı alıp, gideyim diyerek çıktım ve Gelibolu’ya dönüp, Bakırköy’deki doktorum Prof.Dr. Erturan Aras’a telefon açarak.”
Çok kötüyüm deyip olanları anlattım”
Sen dön Recep ilaçlarını al “dedi.Onun ilaç dediği “BOŞVER”di.Yani kafama takmayacaktım bu işleri.
Nerden geldik buraya biz? Okulların güçlendirilmesinden değil mi?Şu güçlendirilen okulların içinde Allah aşkına söyleyin, yüzyıllık , elli, yıllık bir okul var mı?En eskisi bugünkü Görme Engellilerin olduğu yerdir.
O da iki üç kez tadilat geçirdi.Bilemediniz 25- 30 yıllık hepsi hatta içlerinde 10 yıllıklar da var.
Neden devlet bu müteahhit sistemini aşamıyor? Neden bu bazı kontrol sorumlusu devlet mühendisleri, mimarları hırsızlıkları engelleyemiyor..?
Neden bu okulların başındaki atanmışlar oturdukları yumuşak koltuklardan popolarını biraz kaldırıpta bu işlerle ilgilenmiyorlar.Onların görevleri sadece siyasilere yalakalık yapmak mıdır?
Ve dahası var, bu ihaleleri her devirde ama her zaman hep iktidara yakın adamlar alırlar.
Peki sonra ne olur…?
Milletin malından çalanın devletin hazinesine elini sokanın sonu ne olur?
Bizim okul 1 yıl sonra patır, patır patladı.5 yıl olmadan da boşaltıldı.Yanına acele bir okul daha yapıldı.O da 3-5 yıl sonra o da boşaltıldı.Ben 2 yıl sonra oradan ayrılıp, Halk Eğitim Merkezi’ne gelmiştim ama hep takip ediyordum.O beni kapısından kovanlar peki ne oldular ?
O okula bakan mühendisi Yenice ‘de vurdular.O beni kapıdan kovan Müdür Muavini yürüyemez halde felç oldu ve yıllarca çekerek, yaşamını bitirdi.
Milli Eğitim Müdürü bu arada, yaptığı üstün(!)
hizmetleri karşılığı Adalet Partisinden senatör oldu.Ardından 5-6 yıl sonra birçok dertle dertlenip uzun yıllar hastalık çekerek o da yaşamını hızla tamamladı.
Her dönemde iktidarların gözdeleri vardır.En çokta müteahhitlerdir, işleri onlar alırlar içlerinden her seferinde böyleleri de çıkar ve işte bu cinslerin yaptıkları okullar da maalesef 5-10 yılda yıkılır yada yeniden güçlendirilmeye muhtaç olurlar? Neden biz Almanya’daki okullar gibi 100 sene dayanacak okullar yapamayız? Hala 100 yıl öncesinden kalma binalara hayran hayran bakarda, onları hayranlıkla seyrederiz.
Yaşadığım ve beni hasta eden toplumsal işlerin bügün de güçlendirme adı altında kaç okulda yapıldığını görünce tekrar kafayı bozarmıyım diye korkuyorum.
Aslında bulucan bu okulları yapanları güçlendirme parasını da ondan alıcan yoksa da parası atacaksın içeri. Öldüyse bile çoluğuna çocuğuna ödettireceksin yoksa başka türlü temizlenmez bu pislikler…?
Yoksa daha çookkk yıllar okulları güçlendirmeye devam ederiz.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.