12 Eylül Gecesi…

 14 Eylül 2020 tarihli sayımızdaki
Yazının devamı

Açtığım zarfın içinden çıkan kağıtta sayın 2.Kolordu Komutanı Hüsnü Çelenklerin, Marmara Bölgesi Sıkı Yönetim Komutan Yardımcısı olarak imzaladığı yazıda aynen şu yazıyordu;”Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koymuştur.İkinci bir emre kadar evinizden çıkmayınız..”diyordu.
Artık kimsede uyku kalmamıştı,siyah- beyaz televizyon başında bildirileri dinliyor ve siyasi parti başkanlarının şuanda ne durumda olduğunu öğrenmeye çalışıyorduk.
Sabah saat 10:00’da ancak çocuklar karnımız açıktıdeyince bizde karnımızın açıktığını anladık.Bahçedeki asmanın çardağı altında duran masanın etrafında sabah kahvaltısı için toplantığımızda oturma odasındaki televizyonun sesini de sonuna kadar açarak buradan dinlemeye çalışıyorduk.O gün öğlene doğru kapıdaki askerlerin bir şey yiyip, yemediğini sordum..Bir tanesi bana;
“Abı gir içeri sakın çıkma komutan seninle konuştuğumu görürse döver bizi, kendilerine birer çay vermek istediğimi, birer dilim de ekmekle karınlarını doyurmaları için bir kaç parça katıkta ikramda bulunmak istediğimi söyledim. Onlar da açıkmıştı.Tek tek içeriye bahçeye girip,kahvaltı etmelerini bunun için de diğerlerinin eğer komutan aniden geliverirse bahçeye tuvalete gittiğini söylersiniz”.dedim ve öylece ikna edip, onları birer birer doyurduk.
Son asker içeriye geldiğinde bana bir soru sordu.
“Abi sen Adalet Partisi Başkanı mısın?”dedi.
Hayır ben CHP Başkanıyım deyince birden gözleri parladı.Yüzünde küçük bir gülümseme vardı.
”Neden sordun?”dedim.
Hemen konuştu;
“Abi ben Sivaslıyım.Benim dayım da Sivas CHP Milletvekili” dedi. Kim o dedim? Asker usulca etrafını korkulu gözlerle süzdükten sonra gözlerimin içine bakarak, Azimet Köylüoğlu.” dedi.
Azimet Köylüoğlu’nu bir kaç kez CHP Genel Merkezinde, CHP Genel Sekreter Yardımcısı Çanakkale Senatörü İmadettin Elmas’ın yanında görmüş ve tanışmıştım.
Asker benim rahatlığımı görünce, abi o benim dayım acaba televizyonda duydunuz mu birşey acaba milletvekillerine ne yaptılar? diye sordu.
“Şuanda birşey yok:Alparslan Türkeş ve Milli Selamet Partisi Başkanı Erbakan dışında bir haber verilmedi.”dedim.
Henüz Demirel ve Ecevitten de bir haber yok.Sadece sağlıklı bir şekilde,Türk Silahlı Kuvvetleri ‘nin güvenli bir yerinde olduklarını bildiriliyor.Henüz nerede olduklarını televizyon söylemedi deyince usulca masadan kalktı.Beni eliyle işaret ederek, bahçenin kuytu bir köşesine çekti.
Hayırdır ne var dedim.Çevresini gözleriyle bir daha kontrol ettikten sonra kulağıma usulca eğilerek;
“Abi, biz buraya gelmeden önce bizi havaalanına götürdüler.” çevrede güvenlik tedbiri alındı.Bir süre sonra da iki helikopter geldi.Helikopterden Demirel ve eşi ötekinden de Bülent Ecevit ve eşi ellerinde çantalarıyla indiler ve iki ciple ayrı ayrı Hamzaköy’e götürdüler.
Ben askerin ne demek istediğini çok iyi anlamıştım.Desene sen evime 100 metre mesafedeki Hamzakoy’da bulunuyorlar.Benim için dehşet verici bir haberdi bu.
Asker sözlerine devam ederek, biz oradan buraya geldik.Arabada başka askerler de vardı.Onlar da diğer partilerin başkanlarına gittiler.”dedi.
Ben tüm dünyanın merak içinde öğrenmek istediği bir haberi yakalamıştım.Peki bu evden dışarı nasıl çıkacaktım? Hamzakoy’u nasıl resimleyebilirdim? Çıldırıyordum adeta.Buradan çekebileceğim 3-2 kare resim benim hayatımı değiştirebilirdi.
Kendisiyle bir kaç kez daha konuşarak, bana anlatıklarının doğruluğunu teyit ettikten sonra hayatımın en büyük olayı olabilecek bu resmi çekmek üzere harekete geçtim.Eğer ben bu resmi çekemezsem bu işi bırakırım diyordum.
Önce bir arkadaşımı aradım, ondan bir resim çekmesini, dışarıya çıkıp çıkmayacağını sordurdum.
“Ben dışarıya çıkmam ne olacağı belli değil zaten neresini çekeceğim? “dedi.
Gerek olmadığını ben sonra kendisini arayacağımı söyledim.Evim göçmen evlerine 100 metre mesafedeydi.Keşan Caddesi’ne kadar çıksam yeterliydi ama herkes beni tanıyordu ilk anda gören tarafından ihbar edileceğimi düşünüyordum. En iyisi bahçeden nasıl yan bahçeye geçerek, dışarıya çıkabileceğimin hesaplarını yapmaya başladım.
Bitişik komşum Borsacı İbrahim Abi ile bahçeden temas kurarak yandaki Hayati Abi’nin bahçesine geçmeyi oradan da yola çıkıp bir koşu da 3-5 kare resim çekip, geri dönmeyi planladım.
Kararımı verdim.Hazırlığımı yaptım.İbrahim Abi’nin bahçesinden Boşnak Hayati Abi’nin bahçesine oradan da arka sokağa çıkıp Keşan Caddesi’ni kontrol ettikten sonra Hamzakoy’u gören bir noktadan zoom la otellerin resmini çekecektim.Tam evimin biriketten yapılmış 2 metrelik bahçe duvarına çıktığımda…
Yarın sürecek….

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.