Günaydın Dostlar..!

Yıllardır söylemlerimiin, özlemlerimizin gerçekleştiği bir ülkede yaşayabilmek için ne canlar feda edildi.Özgürlük diye yürüyenlere, “Komistler Moskova’ya..!” diye bağırılırken.
“Vatan milliyet diye yürüyenlere” faşistler diye bağırıldı.
Aradan 60 yıl geçti.Bu 60 yılda kimler geldi, kimler geçti bu dünyadan.En sağından en soluna kadar durdukları yere bakılmaksızın binlerce, gencecik insanın canına kıyıldı.
Bu gençlerin iktidarlardan büyük hiçbir isteği olmadı.Ne altlarına Mercedes, ne havuzlu villada yaşam ne de milyonlarca lira para…
Dünyanın başbelası emperyalist ülkelerin, gençlerimizi kullanmalarına kimsede “DUR…!” demedi” diyemedi.
İktidardakiler, iktidarlarını sürdürmek için, muhalefettekiler iktidarları yıkıp, yerlerine geçebilmek için kavga ederken, dövüşürken;
“Yahu bu gençler ne diyor? Aynı sokağı, aynı komşu ailelerin çocukları yıllardır bir sokakta oynayan bu çocukları yıllardırbir sokakta kim bu hale getiriyordiye oturup düşünmedi, sorglamadı..
İktidarı da muhalefeti de hepsi genç enerjik bu gücü kendi çıkarlarına kullandılar…
Ama hiç kimsede ne oluyoruz? Nerede hata yapıyoruz…?
Durun bir dakika diyemedi.
1960’ta, 1980’de Anayasalar değişti.Son 20 yılda da yarıdan fazla maddeleri değişti de ne oldu?
Demekki mesele yeni anayasalarda değilmiş.Şimdi yine Anayasa, yenileyelim derken de 4 madde hariç kökünü sıfırıdan oy birliği ile yazsakta, oy birliği ile oylasakta demekki iş anayasalarda bitmiyor.
Önemli olan uygulamalardır.Her gelen iktidar, anayasayı kendine göre yorumlarsa, yine milletin birliği, beraberliği sağlanamaz sağlanamayacaktırda.
1830’dan başlayan Avrupa Kıtası’nda Balkanlarda 1911 Afrika Kıtası’nda daha sonra Asya Kıtasında Yemen ve Sarıkamış, 1915’te Çanakkale ‘de en sonunda 1920- 1922 Milli Mücadele ile 3 milyona yaklaşan can kaybımıza rağmen bu devlette, şu son 70 yılda yaşayananlar,yaşanmadı.
Çok ayıp olmuyor mu?Çanakkale’de yitirdiğimiz dedelerimize, Plevne’de , Yemen’de yitirdiğimiz onların babalarına gerçekten ayıp olmuyor mu..?
100 yıla girerken hala; modern, demokrat insan haklarının konuşulmadığı, insanlarının biri birini ötelemediği, sevmediği, halkının mutluluğu için ekonomisini, hukukunu, insanlaırın yaşam seviyelerini, yükselttiği bir ülkeyi bugün konuşamamızdan üzüntü duymuyor muyuz?
1940’lı yıllarda,Almanya doğuda Moskova’ya kadar, batıda Fransa – İngiltere ve diğer bir sürü devleti ezip geride 1,5 milyon ölü ve yıkılmadık, şehir bırakmamışken, 30 yılda bu ülkelerin ne hale geldiklerini hiç düşündük mü?
1974 yılında Almanya’ya ilk gittiğimde bu ülkede, savaş mavaş olmamıştır arkadaş dedim.Oysa oranın müzelerinde öyle resimler gördümki savaşın korkunç yüzleri, felaket sergileyen fotoğrafları ve savaş öncesi resimleri görünce şaşırdım.
Herşeyi eskisine benzer şekilde 15 yılda yapmış tamamlamışlar…
Ne Almanyası, ne Fransası ne de Polonya’sı her yer yepyeniydi ama orada insanlar tabiri yerindeyse arı gibi koşarak çalışıyorlardı.Kimse betondan demirden çalmamıştı.Kimse ormanlarını Amerikan madencilerine vermemişti.Onlar birbirlerine sarılarak ekonomide uçarlarken, hukukta reformlarını tamamlarken biz ne yaptık?
İki tane ihtilal, beş tane kalkışma yazıklar olsun bize.!
Yiyiyoruz hala birbirimizi! Bu kavgalar ne uğruna yapılıyor.?
Bütün bunlar canımı acıtıyor benim ve günaydın dostlarım..!
Bizde malesef yüzüncü yıla girerken, herkese günaydın.97. yıl sonra;”İnsan hakları eylem planı” açıklıyoruz.
Basın özgürlüğü vaad ediyoruz.İşkenceyi kaldırıyoruz, kadınlarımızı korumaya karar veriyoruz.”
Gerçekten “ŞAKA GİBİYİZ.!” bütün bunlar kimin suçu..?
Elbette 1938’den başlayıp bugüne kadar gelen tüm iktidarların ortak suçu değil mi.?
Kimsenin kimseye, “TUĞKAKALAR!”deme hakkı olmaksızın herkesin, hepimizin suçu var.
Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediklerini geçen haftadaki gazetelerin manşetlerinde hepimiz dikkatle defalarca okuduk ve sabrla bekliyoruz.
İnşallah bu son olacak bir reform haberi olur ve bizde ölmeden önce 60 yıllık rüyalarımızın gerçek olduğunu görürüz.
Özlediğimiz bir Türkiye için bu reformların uygulanmaya konması inşallah gerçek olur.Sözde değil, özde bir uygulama sevinip, mutlu oluruz.Bu da herkese kapak olsun.
Ben umutla bekleyeceğim.Tabi ömrümüz yeterse.!
Hukukta, ekonomide , eğitimde , insan haklarınıda, Kanadalılık aşkına yeşil ormanlarımızın kesilmemesinde, tarımdaki
reformlardan yapılacak yenilikleri uygulamaları inançla, inatla bekleyeceğim…! Bende çok şey istemiyorumki, olması gerekenin oldurulmasından başka…

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.