Gelibolu Kara Savaşları (9)-Recep YÜZÜAK

20 nci Alay Komutanı Binbaşı Halit, harikalar yaratıyordu.Ne gemilerin korkunç bombardımanlarına, ne de kendilerinden kat ve lat üstün güçlerle aldırmadan, siperden sipere atlayarakalayını coşturuyor, inanılması zor bir cesaret örneği ile alayı mükemmel sevk ve idare ediyordu.
İngilizlerin, yaptıkları tüm hücumlar her defasında başarıyla önleniyor ve düşmana önemli kayıplar verdiriliyordu.Alay Komutanı Binbaşı Halit 26 ncı Alay’ın geri çekilmesi haberiyle sarsıldı.Bu durum onun kahramanca çarpışan alayı üzerinde de çöküntüler yaratmıştı.İngilizlerin hücumları zorlukla tıkanabiliyordu.Yarbay Sabri Komutasında, 20 nci ve 26 ncı Alaylara yardıma gönderilen i19 ncu Alay,henüz cepheye ulaşamadığından ,26 ncı Alay da iyice zayıflayan birlikler, denizden ve karadan yapılan hücumlara dayanamaz hale gelmişti.
9 uncu Tümen bu durum üzerine geri çekilme kararı alarak 20 nci Alay’a durumunu bildirdi.Bu alay Komutanı Halit’i çok üzmüştü.O son erine kadar direnmeye kararlıydı.Tümenin 12.00’de gelen, geri çekilme emrini gizleyerek dövüşmeyi sürdürmeye karar verdi.
Bu önemli bir sorumluluktu.Alay Komutanı kendi insiyatifini kullanarak tümenin emrini uygulayamıyordu.O, ancak hava karardığında geri çekilmenin doğru olacağına inanıyordu.
Binbaşı Halit’in bu kararı, bu iradesi, Kirte Savaşı’nın da kaderini değiştiren bir karar oldu.Çekilme sırasında meydana gelebilecek karışıklıklar ve kayıplar, birlik komutanlarının gösterdikleri cesaret ve kahramanlıklarla önlendi. Alayın zor ve kritik durumu atlatılarak alay rahatladı.
Geri çekilme kararı veren 9 uncu Tümen Komutanı Albay Halil Sami, bu durumu fark edince, geri çekilmekten vazgeçerek, birlikleri mevzilerinden ayrılmadan sonuna kadar savunmaya devamlarını emretti.
Bu karar, tümeninin morelini de yükseltmişti.Birlikler eski savunma mevzilerinde kalarak savunmayı sürdürdüler.
Saatler bu sırada 13.30’u gösteriyordu.İngilizler tekrar atak denemelerine geçtiler.Cephemizdeki bir boşluktan anir bir atakla dalıp geçmek isteyen bir birlik, Mehmetçiklerimiz tarafından anında geri atıldı.
İngiliz Harp tarihde bir komutan, bakın bu gümleri nasıl anlatıyor:
“Saat 17.15 tugaylar ve taburlar hepsi birbirlerine karışmıştı.Asker bitkin durumdaydı.Fransızlarla 88 nci Alay, geriye atılmıştı.Solda bulunan hudut alaylarıyla diğer birliklerin ufak tefek bölükleri bir Türk tabyasının ateşi karşısında kalmışlardı.Başka bir şekle karar vermediğimiz takdirde, bulunduğumuz yerde karanlık basıncaya kadar kaldıktan sonra, yeni bir mevzi tutacağım…”
Fakat, tümen karargahına akşama kadar devamlı olarak endişe verici haber ve raporlar geliyordu.Bütün tümenin bozulduğuna dair kıyılardaki mevzilerden Queeen Elizabeth’e o kadar çok imzasız raporlar çekilmiştir ki, saat 15.30’da General Hamilton durumu
29 uncu Tümen Komutanına bildirmiş ve iki saat sonra şu cevabı almıştı:”Bütün gün endişe verici haberler geldi.Fakat henüz ortada bunları doğruluğunu gösteren birşey yoktur.Başarılı olduğu gibi, başarısızlıklarla olmuştur.İlk raporumdan beri ilerleyemedik.Birliklerin bugünkü bitkin halinde, Türklerin karşı bir taarruzuna uğrayacak olursak sonucun vahim olacağına şüphe yoktur.Fransızlar şimdi müracaat ederek takviye birliği istediler.Bu ana kadar karaya çıkarılmış olan bütün Fransız taburlarını kullanmış olduklarını bildirmektedirler.”
Evet; İngiliz generallerin, dört günde büyük bir moral gücü kaybettikleri, yıpanmış ve bitkin bir halde oldukları;
“Türklerin karşı bir taarruzuna uğrayacak olursak,sonucun vahim olacağına şüphe yoktur” cümleleriyle çok güzel açıklanmaktadr.
BUGÜN ARIBURNU-CONKBAYIRI’NDA NEKER OLUYORDU..?
Artık; Arıburnu ve Conkbayırı’nda, her gün kısa aralıklarla şiddetli ve kanlı geçecek uzun bir savaş maratonu başlıyordu.Seddülbahir bölgesinde olduğu gibi burada da toprak altına girilmişti.
Bugünden itibaren, savaşlar yavaşlamaya başladı.Her iki tarafta daha çok ve daha tahkimatlı siperler kazarak toprağa girmeye başardılar.
Bu durumu gören 19 uncu Tümen Komutanı Mustafa Kemal, Kolorduya bir rapor yazarak;
“Olanak bulur bulmaz taarruzlara devam etmek istediğini, bunun içinde geri gelmez yeni ihtiyat birlikleriyle tümenin takviye edilmesini” istiyordu.Mustafa Kemal, düşmanın daha sağlam ve daha tahkim edilmiş siperlere girmeden takviye güçlerle pekiştirilmeden denize dökülmesinin gerekli olduğuna inanıyordu.

Yazının devamı yarınki sayımızda

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.