Gelibolu Kara Savaşları(15)

Baskı etkisi kalmamıştı. Düşman mevzilerine iyice sokulan Türk birliklerinin üzerine karadan ve denizden sayısız bombalar ve kurşun yağıyordu. Askerlerimiz kısıtlı silah ve cephanesiyle ancak Türk ırkına özgü bir kahramanlıkla dövüşmek zorundaydılar. Binbaşı Kadri Grubunun bütün birlikleri savaş başladı. Göğüs göğüse çarpışmalarda, kan gövdeyi götürüyordu. Savaş bu hızıyla bir saat sürdü. Türk Birlikleri karadan ve denizden yapılan korkunç bombardımanlar yüzünden ilerleyemiyorlardı. Binbaşı Kadri, bir adım bile ilerlemeyen ve kendilerinden en az dört-beş kat sayıca ve silahça üstün düşman karşısında askerimizi daha fazla kırdırmadan hücumları durdurdu. Sabaha kadar karşılıklı atışlarla savaş devam etti. Sabah olurken askerin açıkta, donanmanın ateşleri altında sipersiz, kalmaması için hücuma kalkan bütün birlikler, gerideki mevzilere çekildi. aynı anda hücuma kalktılar.
Birliklerimizin özverileri ve kahramanca hücumları arka arkaya hazırlıksız yapılan gece hücumları yüzünden bir sonuca ulaşamamıştı ve de birliklerimiz önemli kayıplar vermişti. Sabahleyin, cepheyi gezen 26 ncı Alay Komutanı Binbaşı Kadri Bey, şu ilginç raporu veriyordu: “Sürekli savaş güçlerini kaybetmiş olan taburların yorgun, bitkin ve hiçbir iş görmeyecek durumdaki askeri ile, İngilizlerin cehennemi ateşleri altında tekrar bir gece taarruzu gibi, zor bir görevin bundan böyle yapılması mümkün olmayacaktır. Dolgun kadrolu ve çok güzel bir alayın kurulması ve yahut benim bu görevden affimı dilerim.” demek zorunda kalmıştı. Maalesef kendilerinden çok üstün güçlere karşı ara vermeden üst üste hücuma geçirilen, sonunda gücü yetmeyince tekrar geriye çekilen üç Türk taburunun taarruzu, böyle hazin bir durumla sona ermişti.Kara savaşlarında bir İngiliz topu atıs halinde 9 ncu Tümen cephesinde durum böyle iken, aynı anda saat 23,30’da taarruza kalkan 7 nci Tümende sessizve düzenli bir biçimde Fransiz mevzilerine yaklaşmıştı. Onların ilerleyişleride gemiler tarafından fark edilince, gemiler tarafından agır ve yoğun ateşaltına alındılar. 7 nci Tümenin ileri hat birlikleri üzerine gökten yağdırılan birliklerce top mermisire aldırmadan, Fransız savunma mevzilerinden ölüm rüzgarı gibi esen makinalı tüfek atışlarına aldırmadan hücuma kalkular. Bazı Fransiz siperlerine girdiler, Çok kanlı bir dövüş başladı. Korkunç bombardıman gürültüleri ortalığı çınlatıyor, zifiri karanlıkta hiç bir sey görünmüyordu. Bu korkunç gürültüler içerisinde gökyüzüne yükselen *Allah! Allah! ” sesleri yeri gözü inletiyordu. 1 saat boyunca onlarda 9 ncu Tümen birlikleri gibi bir adım ileriye gidememişlerdi. Buradaki birliklere destek için verilen saat 23.00’e yetişememişti, oysa bu Tümenin katılımıyla, Fransız cephesi yanlıp düşman Teke Burmu hizasında denize dokülecekti. Kilye iskelesinden Seddülbahir’e kadar yaklaşık 35- 40 Km’yi buan yol hiç tanımadıkları arazinin bozuk yollanında ve gece karanlığında yaya yürüyüşü ile yapılabilmeliydi. Harita üzerindeki hesaplara bunun siğması mümkün değildi. Bu yüzden de tümen zamanında cepheye yetişemedi. Bütün bu zor kosullara ragmen tümen gece yarısı cepheye geldi, ama kısa bir hazırlığa bile firsat bulamadan yorgun argin taarruza katıldılar. Maalesef 7 nci Tümen birlikleri ile 15 nci tümen faarruz grupları karanlıkta birbirlerini tanıyamama ylüzünden yer yer aralarında bile çatıştilar. Tam bu zorluklara ragmen birliklerimiz yine de hücumlarında başarılı oldular ve Fransız cephesinin merkezini çökerttiler. Fransızlar zor durumdaydı. Ne varki ortalık aydınlanmış ve birliklerimiz gemiler tarafından daha rahat görünür duruma girmişti. Fransızlanın yok edilmesi an meselesiydi ama bizim birliklerimizde birbirire karışmış birlik komutanlarımızdan bazıları şehit olmuş, subay birbirlerine hakim olamaz. durumuna düşmüşlerdi. Bazı Türk grupları meydana gelen boşluktan yararlanarak Seddülbahir’in güreyindeki sırtlara kadar ilerlemişlerdi. Gün iyice aydınlanmıştı. Askerlerimiz sipersiz ve açıktaydılar. Gemilerden yapılan ateşlerle birliklerimiz büyük kayıplara uğruyorlardı. Gece verileTn kayıplardan çok gündüze beraber kayıplarımızda artmıştı. Grup Komutanı olan alman Komutanı Zodenshtern, taarruzu ertesi gecede tekrarlayıp Fransızları denize dökme sevdasına kapılarak birliklerimizi geri çekmemiş, 7 nci ve 15 nei Tümenleri adeta düşmanin top atışları altında bırakmıştı. Anzak birlikleri savaş alanından cepheye doğru yürüyüş halinde Bu durumu çok geç farkeden Alman Komutan geç kalmış bir kararla geri çekilme emri verdi. Gündüz aydınlığında geri çekilmek zorunda kalan birliklerimize büyük kayıplar veren Fransız birlikleri de engelleme cesaretini gösteremeyince birliklerimiz zor da olsa mevzilerine çekildiler. Çok ağır kayıplar vermiştik. Cepheye yeni gelen 15 nci Tümen 8000 mevcudundan 3900 askerini kaybetmişti. Diğer birliklerin kayıplarıyla birlikte, kayıplarımız çok büyüktü. Alman General bu taarruzları Güney Grup Komutanı olarak üçüncü kolorduya haber vermeden yapmışt. Ve ne hikmetse yine 5 nci Ordunun başında bulunan Ordu Komutanı Liman von Sanders’e haber vererek, bu gece taarruzlarına gerçekleştirilen Albay Zodenshtern bu olayın ardında görevinden alındı ve yerine 15 nci Kolordu Komutanı General Webel atandı. Webel göreve gelir gelmez taarruzları durdurarak Alçıtepe hattının tutulmasını önerdi ve birliklerin mevzilenmesini istedi. 3-4 Mayıs gece taarruzları maalesef hedefine ulaşmamış, alınan aceleci kararın sonucu Türk birlikleri büyük kayıplar vermişlerdir. Sevk ve idare yönünden büyük hatalar taşıyan bu gece hücumdan Fransız ve İngilizler üzerinde küçümsenmeyecek tepkiler oluşmuştur ama Türk kuvvetlerine de pahalıya mal olmuştur. Bu savaş düşmanın siperlerine sinir gerginliği getirmiş ve sürekli bir korkuyla yaşamalarına neden olmuştu. Fransız Komutanının Hamilton’a gönderdiği raporu şöyleydi: “Verilen zayiatın, altından kalkamayacak ölçüde olduğu, Senegalli taburlarla, Yabancı lejyonların tam bir panik ruh aleti içerisinde artık savaşmalarına olanak kalmadığını, tez elden ve en az 1 Tugayla tekviye edilmedikleri takdirde, Fransız cephanesinin güvenlik ve dayanma şansının düşünülmeyeceğini” bildiriyordu. Bütün bu korku Türk kahramanlarının süngüsünün eseri idi. Düşmanın yüksek ateş gücüne karşı göğüslerini siper eden kahramanlarımız düşmana büyük korku salmışlardı. 25 Nisan çıkarmasından bu yana 10 gün geçmişti. Kıyıya sıkışan İngiliz ve Fransızlar, Türklerin korkusuzca hücumlarıyla başlarına vurula vurula adeta kıyıya çakılmışlardı.
Yazının devamı yarınki sayımızda

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.