93 HARBİ VE BALKAN SAVAŞLARI SONRASI GÖÇLER (3)

ÇOKAL KÖYÜ: Malkara ve Şarköy sınırlarına komşu ve Trakya’nın Keban’ı olarak adlandırılan büyük Gökbüet Barajı’nın yanındadır. Çokal köyünde bugün yaşayan 230 kişi vardır. Köy halkı 93 Harbi’nin hemen ardından Bulgaristan’ın Hizargrad (Razgrad) bölgesinden göç ederek buraya gelmişlerdir. Onların da dedelerinden dinledikleri hikayeleri diğer dört köyün hikayelerinden çok farklı değildir. Bulgarların daha 93 harbi başlamadan önce başlattıkları tehdit, yağma ve köylerine yaptıkları baskınlarla hayvan kaçırmaları faili meçhul can kayıpları nedeniyle zaten rahatsızlarken, Plevne Savaşı’ndan sonra Bulgarların Rus-Sırp ve Romen desteğini de arkalarına alarak artan baskılarına dayanamayan halk bu bölgeden de yollara düşmüşler. Arabaları eşyaları, hayvanlarıyla birlikte gelen Türkler ilk gelişlerinde 30 hane olarak burada konaklamışlar. Daha sonra Bulgaristan’ın Şumnu kazasından da 3 aile ile İstiklal Savaşı sonrası Yunanistan Selanik’ten de bir aile gelmiş. Köyün çevresinde ve içinde rastlanan birçok küp, çeşme, mezar ve bina kalıntıları ile kuyulardan anlaşılacağı gibi köyde daha önceki yıllarda yerleşme olduğu görülür. Köyün İlikçeşme, Kokarpınar ve küplerin çokça çıktığı Küptarla mevkii ile köy içindeki derin köy kuyusundan da anlaşıldığına göre köyün 1892’den önce bölgede yerleşim olduğu açıktır.
Köyde halk önceleri çiftçilik yaparken daha sonra yoğun olarak köyün Korudağ’ın doğu sırtlarında olmasından yararlanarak keçi ve koyunculukla geçimlerini sağlamışlardır. Son 60 yıldır buğdayın yanı sıra Ayçiçeği ve hayvan yemi olarak yonca ekimi yapılmaktadır. Köyün adı ile ilgili rivayetlere göre, gelen göçmenler köyün yanındaki bir tarlada çok sayıda küpleri buldukları için buraya Çok-al dedikleri, başka bir rivayete göre de köyden geçen bir misafir yaşlı bir nineden ekmek istemiş, nine de kendisine bir somun ekmeği uzatarak “Al be kızanım sana ekmek diyerek ekmeği uzatmış. Ekmeği alan misafir ekmekten bir dilim keserek “Al nine bu bana yeter demiş, Nine de ona al be kızanım çok al, çok al demiş. Bunun üzerine misafir yolcu da bu köyün adı “ÇOKAL” olsun ninem demiş.
Çokal dışarıya çok fazla göç veren köylerimizdendir. Köyde arazinin sarp ve azlığından, halkı çocuklarını okuttuğu için okuyanı çoktur. Bu da köyde kalmayı 1970 yıllarından sonra minimuma düşürmüştür. Gelibolu’ya 50 km uzaklıkta olan Çokal, Kuzey-Doğu’daki son köydür.
SONUÇ: Bu göçler dışında Gelibolu bölgesine gelmiş başka bir göç yoktur. 1912-1913 Balkan Savaşları sonrasında gelen göçmenler daha ziyade Biga, Bursa, Eskişehir, İzmir gibi bölgelere daha önce gelen akrabalarının yanlarına gitmişlerdir. Gelibolu ilçe merkezinde ise bu köylerden 1960 sonrası başlayıp hala devam eden gelişler vardır. Ancak milli Mücadele dönemindeki mübadelelerle gelip bölgeye yerleşen çok sayıda göçmen olduğunu biliyoruz. En çok göçler Bulgaristan üzerinden olmuştur. Yunanistan, Makedonya’dan 1924’teki mübadeleyle gelenler, yine 1935’de Romanya’dan gelenler bu bölgeye yerleştirildiler. Hatta yakın tarihimiz olan 1989 yılına kadar Türk düşmanlığı ve Türkleri Balkanlardan tamamen temizleme politikaları devam etmiştir. Türk tarihinin en acı dönemlerinden birine şahit olan bu insanlar uzun yıllar geldikleri yerleri unutamamış ölünceye kadar vatan bildikleri Rumeli’nin hasretiyle ömürlerini geçirmişlerdir. Ama yaşam bir şekilde devam etmiştir. Biz de onların torunları olarak bu yaşanmış gerçek hikayeleri dinleyerek büyüdük . Bizim görevimizse yaşananları unutmamak unutturmamak ve gelecek nesillere aktarmaktır.
KAYNAKÇA
Fahir Armaoğlu- “20. Yüzyıl Siyasi Tarihi” ( 1914-1980,1980-1990) 1983-1991 yayınları
İlker Alp -“Bulgar Mezalimi” Ankara-Trakya Üniversitesi yayınları
Turhan Ayvaz- “Bulgaristan’daki Türkler”
Nuri Akbayar- “Tanzimattan Sonra Osmanlı Devleti Nüfusu ”
Kocaçeşme, Adilhan, Kalealtı, Çokal köyleri muhtarları ve yaşlı köylüler.

Öğretim Görevlisi- Aydan YÜZÜAK

 

 

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.