Kaymakamlığın Stratejik Vizyon Planı- Yeri Geldikçe -Recep YÜZÜAK

Kaymakam Abacı ülkemizin tarihi ve kültürel geçmişinde önemli yeri
olan ilçemizin geçmişten TEVARÜS (bir kimseden miras kalma, kalıtım yoluyla) eden milli, manevi değerleriyle dolu ilçemizi günümüzün imkanlarıyla MEZCEDEREK(insanların oluşturduğu değişmez özellikleri ), İNOVATİF esnek ve sürdürelebilir planlamalarının yapılmasının gereğine dikkat çekiyor.
Sayın Abacı yalnız diyor ki; Önkoşulsuz olacaksınız, uyumlu olacaksınız , etkin ve her fikrinizin değer taşıması ilkesinden hareketle biraraya geleceksiniz, ortak akıl oluşturacak biçimde organize edilmesi zorunluluk kılınacaktır diyor..!
Bu kapsamda, kaymakamlık öncülüğünde ve Piri Reis Meslek Yüksekokulumuzun danışmanlığı ve teknik desteğiyle 5 yıllık stratejik plan hazırlama çalışmaları başlatıyor.
13 başlık altında oluşması istenilen bu planlamanın ciddi biçimde yapılabilmesi için akademik olarak öncelikle ciddi tespitler yapılması gerekmektedir.
Belediyelerin yapacakları işleri, belediye bünyesinden kendi planlamalı, kurumların neler yapabilecekleri ise onların hazırlayacakları tespitler sonucu maddelendirilmelidir.1450’den günümüze halkın toplumsal kronolojik yaşamsal haritası tespit edilerek Gelibolu’nun nüfus hareketleri eğrisinde de ciddi bir bilimsel tespit yapılmalıdır.
Sanayi ve Ticaretin dünü bugününe göre yarınının planlanması gerekir.
Sanayide küçük – orta ölçülü bu mutlaka üretime dayalı Gıda Sanayi başta olmak üzere bir planlama yapılmalıdır.
Eğitim ve sağlıkla ilgili planlama eğitimcilerin ve sağlıkçıların hazırlayacakları yapılabilir, yapıldığında halkın ekonomisine katkı sağlayabilir üretimlere yönelik olmalıdır.Denizcilikle ilgiliyse eğitim ve sanayi çalışmalarının artırılarak daha çok istihdam ve daha çok üretim hedeflenmelidir.
Çevreden Gelibolu payını alamamaktadır.1950’den bu yana ve son 20 yıldır devam ettirilen Anadolu Yarımada politikaları gözden geçirilerek siyasetin ağırlıklı olduğu Anadolular baskısından (Biga, Çan, Ezine, Yenice, Bayramiç, Lapseki) Gelibolu kurtarılmalıdır.Gelibolu’ya yıllardır siyaset hep üvey evlat muamelesi yapmıştır, zaman zaman da tokat atmıştır.Mutlaka
mevcut değerlere göre Çanakkale’nin ilçeleriyle bir bütün olduğu düşünülerek hareket edilmelidir.Spor yıllardır ilden hiç yardım görmemiştir, ötelenmiştir, itelenmiştir.Sadece son yıllarda Gelibolulu Gençlerin bireysel çabaları sonucu Uluslar Arası başarıları velilerinin gayretleriyle yürütülmüştür.
Gelibolu’da turizm, kültür çalışmaları sıfırdır.Son 15 yıldır Gelibolu’yu Türkiye’ye tanıtacağız derken Gelibolu’nun tarihi hurafelerle doldurularak cemaatlere peş keş çekilmiş , Gelibolu Kara Savaşları çeşit çeşit tanıtılmaya çalışılmış ve maalesef şanlı tarihimiz de çok büyük bir yeri olan Gelibolu Savaşları siyasilerin elinde cemaatlere terk edilerek, hiç te hoş olmayan yeni bir tarih efsanesi yaratılmaya çalışılmıştır.Maalesef 1986 lı yıllarda bazı siyasetçiler tarafından Gelibolu Yarımadası’nın adı bile değiştirilmeye kalkmış, meclise önerge verilerek Eceabat Yarımadası yapılmaya çalışılmıştır.Bu konuda Allah’a çok şükür şahsen yapmış olduğum mücadele ile TBMM’de üç gün sonra görüşülecek olan bu değişiklik sayın Çiller, merhum Erdal İnönü ve o günün Genel Kurmay Başkanı tarafından Meclis Başkanlığından geri çekilmiştir.
İlçede dernekler konusunda fazla konuşmak istemiyorum.Bu konuyu dernek mensubu arkadaşlarımızın yapacakları planlamalarla ancak görebileceğiz.
Gelibolu’da derhal çiftçinin ayçiceği – buğday üretiminden daha çok değişik ürünler üretme leri için çalışmaşlara başlanmalıdır.Gelibolu’da yine son 20 yıla kadar bulunan sebze ve salça fabrikaları çiftçinin ekonomisine katkı sağlayacak şekilde nasıl hayata geçirilebileceği düşünülerek planlanmalıdır.
Sayın Kaymakam nasıl bir Gelibolu’yu hayal ediyorsunuz ?diyor. Ben 1962’de iki avukat , bir İlçe Öğretim Müfettişi, bir bankacı bir de ben garip öğretmen o günkü hayalimizi gerçekleştirmek için turizm derneğini kurmuştuk.Bu dernek Gelibolu’nun tanıtımı için 1980’ne kadar çok çalıştı.Daha 1970 yılında şahsen kendim Geliboluyla ilgili ilk kez yapılan tanıtım rehberini merhum Süleyman Tokgöz’ün matbaasında ellerimle dizirek 10 bin adet basarak ve bunların her birine birer kuruşluk pul yapıştırarak (o zaman 1 krş a PTT tarafından dağıtılıyordu bu tür yayınlar) Türkiye’deki mevcut bütün kütüphanelere , bütün belediyelere , bütün turizm derneklerine göndermiştik.Bizim hayalimiz belli ama hayaller bir gerçek oluverse herkes ötesinden berisinden çekiştirmeden elini taşın altına koyabilse bu işler olur da yeterki bu çalışmalara siyasiler burunlarını sokmadan sadece ve sadece memleketi seven aşklarınızla inanarak, fedakarlık yaparak çalışırsanız neden olmasın ..?
Yoksaaa .. üç beş altı ay sonra, bir bakarsınız ki, Timur’un fillerinden şikayete giden Nasrettin Hoca gibi tek başınıza kaldığınızı, arkanızdakilerin hepsinin toz olduğunu görürsünüz .Bu işlere her gelen kaymakam yapmaya kalktı ama hep lay loy lay lum cular bir süre sonra yok olup gittiler.Kalın sağlıcakla…

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.