BELEDİYE BAŞKAN ADAYINDAN NE BEKLENİR?

Belediye Başkanı kimdir ? Bir Belediye Başkanı Adayından ne beklenir ?
Sokaktaki çöpleri toplatan adam? Yollara asfalt döktüren adam? Evlerin ve iş yerlerinin imar sorunlarıyla uğraşan adam? Kaldırımların yapılmasından sorumlu adam?
Evet, bu tanımlamaların hepsi seçildiği takdirde bir belediye başkan adayının görevleri arasındadır…Ama bunları yapabiliyor olmak hiç bir belediye başkanının tekrar seçilmesi veya hiç bir belediye başkanı adayının her hangi bir şehirde seçim kazanması için yeterli değildir.
Yeni siyasi sistemle birlikte hem mali açıdan hem de icraat kapasitesi açısından siyasette ciddi bir güç odağı haline gelen belediye başkanları, artık seçmen tarafından “Şehrin Seçilmiş Lideri” olarak görülmekte, kendilerinden de şehrin kaderi ve o şehirde yaşayan seçmenlerin hayatına dokunan her konuda liderlik etmeleri beklenmektedir.
İşte bu yüzden, belediye başkanı adaylarının seçmen gözünden karşılaşacağı ilk test “Liderlik Kapasitesi Testi” olacaktır.
Liderlik Kapasitesi Testi’nde seçmenin kendi değerlerine göre ölçümleyeceği ilk husus ise “Bu aday benim şehrimin geleceğini yönetmeye ne kadar muktedir? Böyle bir liderlik gücü ve vasfı var mı? Dolayısıyla ben bu adaya ne kadar güvenebilirim?” sorularının cevabında yatmaktadır.
Peki, adayların seçmen tarafından uzaktan uzağa gerçekleştirilen bu ilk testi başarılı bir şekilde geçmeleri için hangi hususları uygulamaları gereklidir? Bu kapsamda, Siyaset Stratejisi bilimi adı altında saha çalışmalarında elde edilen sonuçları 3 başlıkta analizi…Buyurun.
Seçmenden gelen dolaylı liderlik testi sorusu – 1 : Belediye Başkanı Adayı Ne Kadar Güçlü?
Belediye Başkanı Adayları, siyasette “Güç” meselesini iyi kavramak zorundadır. Siyaset toplumun fertleri için bir “çözüm bulma” kapısıdır. Seçmen yaşadığı sorunları kendi gücü ile çözmeye çalışır fakat kendi gücünün yetmediği yerde, kendisinden daha güçlü olanların gücüne başvurur ve milletvekilinin, bakanın, belediye başkanının kapısını çalar. Gel gelelim, başkanlık sistemine geçen Türkiye’de özellikle milletvekillerinin icra gücü kısıtlandığından dolayı, seçmen artık “çözüm odağı” olarak ulaşabildiği belediye başkanlarını görmektedir. İşte, “güç” meselesinin başkan adayları için önemi de burada ortaya çıkmaktadır.
Seçmen bir adayı değerlendirirken, yani adayın sosyal medya yayınlarına maruz kalırken, adayın siyasi söylemlerini dinler veya okurken, adayın görsel tanıtım çalışmalarına göz atarken önce şu değerlendirmeyi yapmaktadır :
“Bu adam-/kadın benim sorunlarımı çözebilecek güce sahip mi?”Hıııım…
Yani, benim çocuğuma iş imkanı sağlayabilir mi? Benim çocuğumun okulunu adam edebilir mi? Hükumetten (devletten) ödenek alarak ciddi projeler yapabilir mi? Kentsel dönüşümde bir çok yerde yetki TOKİ’de, gerekirse TOKİ’yi ikna ederek kentsel dönüşümü benim mahallemde uygulayabilecek güce sahip mi?
Dikkat ederseniz, seçmen burada “güç” kavramında bir tanımlama da yapmaktadır.
O tanımlamaya göre, güçlü siyasetçi gücünü seçmen üzerinde kullanmak yerine, gücünü seçmenin sorun yaşadığı noktalarda kullanıp, seçmene şefkat elini uzatmalıdır.
O yüzden siyasi güç meselesi adaylar tarafından çok doğru ve ince bir strateji ile seçmene aktarılmalı, üzerinde ciddi strateji ve etki değerlendirmesi yapılmalıdır.
Aksi takdirde seçmen, adaylar için “kelin ilacı olsa başına sürer, kendine hayrı yok ki, bana hayrı dokunsun” demekten kendini alamayacaktır.
Seçmenden gelen dolaylı liderlik testi sorusu – 2 : Belediye Başkanı Adayı Siyasete Ne Kadar Hakim?
Peki, siyasette “güç” meselesini seçmen algısında zedeleyen hususlar hangileridir ?
Bunların en başında bir belediye başkan adayının seçmene “kolundan nereye çekerlerse, oraya gidiyor” şeklinde bir izlenim vermesi geçer.
İşte belediye başkan adayının siyasete hakimiyet yeteneği de burada kendini göstermektedir.
Yıllardır Demokratik Sol Partide çeşitli kadrolarda myk dahil siyasetle ilgilenmiş bir kişi olarak , şimdiye kadar yaptığım tüm gözlemlerde sahada çalışmalar esnasında öyle belediye başkanı adayları gördüm ki, ertesi gün ne yapacağını bile gece yatmadan önce öğreniyor. Bir gün sonra ne yapacağından bile haberi yok. Tüm kontrolü yanında “dolaşan adamlara” vermiş, onlar nereyi uygun görürse oraya gidiyor, ne yapılmasını uygun görürlerse onu yapıyor…
Seçmenin bir liderde görmek istediği en önemli husus kararların lider tarafından alındığının net ve kesin olarak seçmene aktarılmasıdır.
Seçmen bilmelidir ki; kararları lider alır, lider “tutarlıdır”, söylediğini yapar, seçmenin hakkını savunmak konusundan kimse ile ters düşmekten çekinmez , seçmen oylarına ekibiyle birlikte sahip çıkar.
Bu durum kampanya çalışmaları için de geçerlidir. Seçimin kazanılmasından veya kaybedilmesinden direkt olarak lider yani adaylar sorumludur. Aday bu sorumluluğu aldığını önce kendi ekibine, sonra partiye sonra seçmene son derece kararlı bir şekilde göstermelidir.
Her aday, genel parti disiplini içerisinde kalmak şartıyla, gerekirse partiden yapılan baskılara boyun eğmeden çalışmalarını planlamalı ve yürütmeli, yanlış olduğunu bile bile “partinin adamlarının” dediğini değil, kendi doğrularını seçim çalışmalarına yansıtmalı, sonuçta kendi kampanyasının lideri olmalıdır.
İşte siyasete hakimiyet budur.
Seçmen daha kendi ekibi ve partisi içerisinde otorite sağlayamayan bir adayı kesinlikle bir lider olarak algılamaz.
Seçimlerde oyu lider olan alır, boyunduruk altında kaldığı izlenimi veren aday ise seçimi kaybettiğiyle kalır.YÖNETECEKSİN Aksi halde YÖNETİLİRSİN.
Seçmenden gelen dolaylı liderlik testi sorusu – 3 : Belediye Başkanı Adayı Şehre Ne Kadar Hakim?
Her şehrin kendine göre bir siyasi “güç odağı” yapılanması vardır. Bu güç odağı yapılanmasının doğru bir stratejiyle adayın tarafına çekilmesi ise seçim kazanmakta hayati öneme haizdir.
Şehirden şehre değişmekle birlikte bu siyasi güç odakları ticaret odaları, sanayi odaları, esnaf dernek ve odaları, şoför ve taksici esnafı, hemşehri dernekleri, yardımlaşma amaçlı vakıflar veya çevreci vakıf ve dernekler gibi sosyal fayda yaratma amaçlı sivil toplum kuruluşlarıdır.Diyeceksiniz ki adayın aldığı tüm oyları bu sivil toplum kuruluşları mı veriyor? Evet bu yönde düşünebilirsiniz fakat durum şu şekilde.
Benim tecrübelerime göre seçmenin adaylarda görmek istediği liderliğin önemli bir boyutu da adayın bu sivil toplum kuruluşlarında hakimiyet derecesidir.
Bir belediye başkan adayı “ben şehre hakimim, sokak sokak dolaşıyorum, kapı kapı geziyorum” dediğinde bizler kendisine her zaman bunun yetersiz olduğunu bilmelidir demekteyiz.
Halkla iyi ilişkiler kurmak önemlidir ama sandıkta oyu şehre hakim olduğunuzda alırsınız.
Esnaf odaları ile küs olan, ticaret odası ile kavgalı olan, hemşehri derneklerinden tepki gören bir belediye başkan adayının şehre hakim olması imkansızdır.
Seçmen oy vereceği adayın şehrin tüm siyasi güç odakları tarafından kabul gördüğünü, desteklendiğini bilmek ister.
Fakat bunu gerçekleştirmek elbette kahve kahve dolaşarak nutuk çekmekle, ev ev gezerek kolonya dağıtmakla olmaz.
Yıllardır Sayın Bülen ECEVİT ile birlikte yaptığım siyaset ve diğer çalışmalarda Her zaman şu şöz başkan adaylarına ısrarla söylenmiştir.Stratejisi doğru kurgulanmamış ve dikkatli bir şekilde uygulamaya koyulmamış seçim çalışması tam anlamıyla akıntıya karşı kürek çekmek gibidir. Çok çaba harcarsınız, yorulursunuz, her türlü sıkıntıya katlanırsınız ama seçim gecesi bir bakarsınız, başladığınız yerin bile gerisine düşmüşsünüz…
Bu yüzden biz önceden söylemiş olalım…Seçim çalışması dediğinizde önce strateji sonra faaliyet, önce strateji sonra görsel, önce strateji sonra çalışma. Siyasette başarının kapısını açan formül budur. Saygılarımla başarılar dilerim

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın