1915 MARMARA’DA DENİZ SAVAŞLARI

Recep YÜZÜAK- Çanakkale Deniz Savaşları denince,hemen akla 18 Mart 1915 tarihinde yaşanan
çarpışma gelir ve bu çarpışmada batırılan itilaf donanması gemileri Bouvet, Irresistable,
Ocean, daha sonra Majestic,Triumph ve Goliath hatırlanır…Ancak,bu deniz savaşlarında gemi ve insan kaybeden taraf sadece İtilaf donanması değildir. Osmanlı deniz kuvvetleride önemli kayıplar yaşamıştır.Donanmanın verdiği kayıpların başında Mesudiye ve Barbaros zırhlıları gelir ama, gerçek toplam sayının,en küçük yelkenlisinden en büyük sivil yolcu
gemisine kadar, 150 yi aştığı bilinmektedir. Bu gemilerin birkaç istisna dışında neredeyse
tamamı da Marmara denizinde kaybedilmiştir.
Osmanlı devletinin kendi sınırları dahilinde bulunan bir iç denizde bunca kayıp vermesinin
nedeni,yine birkaç istisna dışında, Çanakkale Boğazın daki mayın ve ağ manialarının altından geçerek Marmara ya girebilen düşman denizatlılarıdır.Bunların ilki olan AE-2 adlı Avustralya denizatlısının 25 Nisan 1915 te yaptığı girişimin başarıya ulaşması, daha önce de deneyip başaramamış diğer İngiliz ve Fransız denizatlılarını da cesaretlendirmiş ve sonunda hemen hepsi Marmara ya girerek rastladıkları her türden gemiyi batırmaya başlamışlardır.Kısıtlı erzak ve cephaneyle Marmara ya giren bu denizaltılar,adeta birer korsan gemisi gibi, yakaladıkları küçük erzak teknelerini soyarak cephaneleri bitene kadar Marmara da kalmayı denemiş ama bazıları aynı yoldan çıkabilmeyi başaramamıştı.Bu gemilerden birkaçı batırılmış,biride esir edilmiştir.
Birinci Dünya Savaşı başladığında, ilan edilen genel seferberlikle birlikte, muhtemel cephelere birçok bölgeden asker kaydırma işlemi başlamıştı.Özellikle Çanakkale cephesine Batı Anodolu ve İstanbul bölgesinden asker kaydırılıyordu.Çünkü, seferberlik süresi içinde hazırlıklarını vaktinde tamamlayabilen tümenler bu bölgelerdeydi. Batı Anadolu dan kısmen trenle kısmen de yürüyerek Çanakkale ye ulaşan birlikler,buradan çeşitli teknelere Gelibolu Yarımadası na geçiriliyordu.
İstanbul dan Çanakkale cephesine yapılan asker, malzeme ve mühimmat sevki için en uygun güzergah Marmara Deniziydi… Bu işe uygun olan her cins tekne ile taşıma gerçekleştiriliyordu.
Ancak, 25 Nisan 1915 e kadar olabildiğince kullanılan bu yol, o tarihten itibaren düşman denizatlılarının Marmaraya girmeyi başarması üzerine Osmanlı gemileri için büyük ölçüde tehlikeli olmayabaşladı.Taşıma, bu denizatlıların korkusundan kısmen İstanbul dan Şarköy veya Uzunköprü ye kadar tren,ondan sonra da karayoluna aktarıldı ama, bölgede doğru dürüst yol olmayışı nedeniyle ,bu da büyük zaman kaybına neden oluyordu.
Marmara denizinde askeri amaçla kullanılan teknelerin arasında Gülcemal gibi Atlantik aşan gemilerden balıkçı mavnalarına kadar her cinsten tekne mevcuttu.Bunların arasında İstanbul şehiriçi taşımacılığında hizmet veren Şirket-i Hayriye nin yolcu ve araba vapurları da vardı.Örneğin, işletmenin ilk araba vapuru olan Suhulet, Çanakkale Savaşı sırasında mayın dökme ve asker taşımakta kullanılmıştı.Onun gibi bir vapur,eski yöntemle dört günde bir yakadan diğerine taşınan dört bataryalık bir birliği 2,5 saatte diğer tarafa geçiyordu.
Gülcemal,ünlü İngiliz White Star firması tarafından Atlantik te yolcu taşımacılığı için yapılmış birkaç benzer gemiden biriydi. 1911 de satın alınmış, 1915 te de Marmara da asker ve erzak taşımada kullanılmıştı. 1915 yılının Mayıs ayının başlarında, 5000 civarında askeri Gelibolu’ ya götürürken İngiliz denizatlısı E-14 tarafından torpilenmiş ,ama civardan yetişen başka teknelerce batmaktan kurtarılarak İstanbul’a çekilebilmişti.Gülcemal batmamıştı ama, onun batacağını sanarak yüzme bilmediği halde kendini
denize atan birçok asker boğularak ölmüştü.Ölü sayısı hakkında Osmanlı kayıtlarında herhangi ayrıntılı bir bilgi bulanamazken;İngiliz kaynakları ,E-14 denizatlısı mürettebatının bu başarılarından dolayı, öldürdükleri
4000 düşman askeri nedeniyle 20.000 Sterlin ödül aldıklarını, ama geminin sivil amaçla kullanıldığının anlaşılması üzerine bu ödülün mürettebattan geri istendiğini kaydetmişti.Gülcemal,savaşın sonuna kadar tamirde kaldı ve
parçalandığı gün,75 yıl gibi uzun bir hizmet ömrüyle dünyanın en uzun süre çalışan 2. gemisi olarak adını tarihe yazdırdı..
Öte yandan, Şirket-i Hayriye gemilerinin kaptanları ise, savaş bitene dek, o güne kadar hiç çıkmadıkları İzmit,Çanakkale,Gelibolu,Karamürsel,Şarköy veTekirdağ sahillerine asker ve malzeme götürüp,oralardan hasta ve yaralıtaşıdılar.Bu görevleri sırasında da her an beklenmedik tehlikelerle yüz yüzeydiler.Çünkü düşman denizaltıları,asker taşıyan tekneleri birer hedef olarak görüyor ve rastladıkları an onları batırmayı bir görev sayıyordu.Bu nedenle,savaşa katılan Şirket-i Hayriye gemilerinin bir kısmına Boğaziçi’ne dönmek kısmet olmadı..
SÜRECEK :Devamı yarın

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın