Eğitim-Öğretim Başlarken(!)

2019-2020 Eğitim öğretim yılının tüm öğretmenlerimize,çocuklarımızla, anne ve babalara hayırlı, uğurlu olmasını ;eğitim- öğretim yılının sağlıklı tamamlamalarını Allah’tan niyaz ederim.
Bir öğretmen olarak, hiçbir zaman öğretmenlerimizi inciltici olarak eleştirmedim.
Ben 1962 yılından itibaren eğitim-öğretimle ilgili yüzlerce makale, haber yazdım.On yıla yakın onurla görev yaptığım öğretmenlik, okul müdürlüğü ve Halk Eğitim Müdürlüğü yaptığım yıllarda da, durmadan usanmadan bu mesleğe de, bu milletin çocuklarına da yakışmayan davranışlarda bulunanlara hep eleştirel yazılar yazdım. 1965 ve 1966 yıllarında Doğu Anadolu’daki eğitim öğretimin şıhların, şehlerin, ağaların ellerinden kurtulması için; 1970-1980 arasında da öğretmenlere reva görülen onursuzca,zalimce ve ahlaksızca yapılan eziyete varan sürgünlerin, kamplaşmların son bulması içinde ulusal basında yüzlerce yazılar yazdım.(Akşam ve Hürriyette)
Ama hiç bir zaman öğretmenleri düşüncelerinden, eğitimdeki kullandıkları metodlardan dolayı eleştirmedim.
57 yıldır, nur içinde yatsın ziraat hocam Muharrem Bey’den öğrendiğim bu cümleyi unutmadım, aksini uygulamadım.
Muharrem Bey; benim hem Tarım öğretmenimin, hem de öğretmen okulundaki ilk din dersi hocamdı.Şöyle söyledi:
“Babanızı öldüren adamın çocuğu bile sınıfınızda olsa, ona kendi çocuklarınızdan farklı davranırsanız, siz iyi bir öğretmen olamazsınız!”
Yine devamına şunu da eklerdi;
“Akşam başınızı yastığa koyduğunuzda, size gaipten bir ses, “Ey Recep..! Bugün aldığınız para Helall mi! diye sorar.
Sizde;
“Helall!” diyebilirsiniz. O gün görevinizi iyi yapmış olursunuz derdi.
Bunu hiç unutmadık.Bizim zamanımızda öğretmen okuluna giren her öğrenci;
“Ben en iyi öğretmen olacağım! diye yetiştirilirdi.
Dünden, bugünün farkı; sadece kulak çekmek,cetvelle avuçlarına tatlı dokunuşlardı.
Dayak ; asla abartılı olarak yapılmazdı.
Bu, 1930-1940 lı yıllarda bazı öğretmenlik eğitimi almadan dışarıdan atanan öğretmen(!)lerin yaptığı yanlışlardı.
Gelelim bugünlere; öğretmenlik öğretmen okullarının, öğretmen lisesi oluşuyla tamamen boşluğa düşürüldü.Artık bu liselerden çıkanlara, öğretmen okullarında öğretilenlerin onda biri öğretilmemeye başlandı.
Öğrencilere, en iyi öğretmen ben olacağım!
Değil, hakim olucam, subay olacağım, mühendis olacağım, kaymakam olacağım vs.vs. olacağım.”Ehh! olamassam iş bulamazsam, üç ayda 100 saati geçmeyen,sözüm ona öğretmenlik formasyonuyla “BARİ”öğretmen oluruma geldik.
Sınıfın kapı kolunu onarabilecek, öğrencisine defterini kaplatabilecek, elindeki küçük bir kesiği bile bantlayabilecek beceriler verilmeden, maraton koşusunda (test çözme yarışları) hileli ve hayatında hiç bir işe yaramayacak yazışmalar öğretildi.
Öğretmenlere korku salındı, çocuğa “Bak çalışmadan gelirsen sınıftan kalırsın, bırakırım!”
Diyen öğretmenlere “öğrenciyi tehdit etti(!)” diye soruşturmalar açtırıldı.
Hükümetin kelli felli adamları, bakanları oy uğruna fetvalar verdiler.
“Çocuğun kulağını çeken öğretmenleri bize bildirin”dediler.Veliler aşırı şımartıldı.
Çocuğa çekişen öğretmeni sürdüler.
Öğretmeni halkın gözünde öteleştirdiler, itibarsızlaştırdılar…Veliler inanılmaz biçimde öğretmenleri;1970-1980 arasında 6-7parça yaptılar.
Şimdi de aynı.Milliyetçi öğretmen,dinci öğretmen,devrimci öğretmen!
Sağcı, solcu, ortacı öğretmen olmaz.
Bir ülkenin eğitim politikası olur. O politikanın içinde öğretmenin tarifi yapılır, herkes o ülküye hizmet eden
insanları yetiştirirler…
Aynı okulda gördüm,şaşırdım. Dört ayrı sendikanın öğretmenleri var.
Hiç biri, birbirini sevmiyor.Bu nasıl bir ülkü birliğidir.Bu nasıl ayrı, ayrı vatanseverliktir.
Bu öğretmenlerin yetiştirecekleri de şimdiden negatif ayrımcı olacaklardır.
Birde, bu son yılların okullarındaki eğitim biçimine bakalım.
Öğretmenlerimizin çoğu üniversite eğitiminden gelme oldukları için,sınıflarda kürsüye çıkan proflara benzetiyorlar. Takır, takır anlatıyorlar, dersin sonunda da “Çocuklar, sayfa 8’den 17 ‘ye kadr olan matematikler yapılacak!” Matematikten sonraki türkçe dersi geliyorsa “Ali” oku bakalım.
Okuduğunun ana fikri ne? Tümleçleri bul Yarın 35. sayfayı 5 kere okuyacaksınız.
Öğleden sonra; fen bilgisi ve aynının aynısı buradaki 12 den 19 a kadar akşam okunaca, yarın sorucammm!”
Ve eve gelen 8-10 yaşındaki çocuklar akşam yemeğini yemeden pestil gibi oluyorlar.
Daha yatma saati gelmeden ise PERT oluyorlar:!
Başlıyor uyumaya. Gün boyunca çalışan anne, dürtüyor çocuğunu,
“Hadi uyuyorsun!Yarın hocaya ne diyeceksin?”
-Anne uykum geldi. 3 saattir problem çözüyoruz.
-Oğlum daha türkçe var, fen bilgisine bakmadık!derken çalışan annede başlıyor uyumaya…!
El insaf hocam, insaf! Hangi çocuk eğitiminde geceye 3-5 saat sığdırılan ödevleri verilebileceği öğretildi size..
Öğretmenin kaynağı tek olur.Mühendis olacağım diye, kaymakam olacağım diye okuyan sonrada yıllarca iş bulamayanın;
“Bazı öğretmen olayım!” diyerek 100 saatte öğretmen olmasıyla mı bu ülkeyi biz kalkındıracağız.
KPSS ‘le de öğretmen seçilmez.Öğretmen sıradan memur değildir.
Branş öğretmenleri başka, ilkokul öğretmenliği, sınıf öğretmenliği başka.
Birisi kaya parçasından sanat eseri yapar, biri de bu sanat eserine cila çeker.
Yapmayın büyüklerimiz. Etmeyin, kıymayın bu ülkenin çocuklarına.
Üretken olan nesiller yetiştirelim.
Ülkü birliği olan, birbirini seven nesiller yetiştirelim…
Sevgili hocalarım, 8-9 yaşındaki çocuklara taşımayacakları yükü yüklemeyin!
Onları daha ilkokullarda okumaktan soğutmayınız…
Azıcık kürsülerden inin ve çocuklarla yaparak, yaşayarak, eğitimlere önem veriniz.”
Hepinize tekrar başarışı ve sağlıklı yıllar diliyorum.  

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın