ESİN KAYNAĞI NUTUK 92 . YILDÖNÜMÜNDE

Giderek Ulusal Kurtuluş Savaşımızda emperyalizmin öne sürdüğü, vatanımızı işgale kalkışan Yunun ordusunun yenilmiş Başkomutanı Trikopis’in, hiçbir zorlama olmadan her Cumhuriyet Bayramı’nda Atina’daki Türk Büyükelçiliği’ne giderek Atatürk’ün resminin önüne geçtiği ve saygı duruşunda bulunduğu da unutulmamalıdır.
Çünkü Mustafa Kemal Atatürk, toprakları elinden alınmak ve tutsak edilmek istenmiş bir halkı, özgürlüğüne ve bağımsızlığına kavuşturarak, Türk Ulusu kimliğiyle sahibi olduğu vatanında uygar ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bireyleri olmak onuruna eriştiren devrimci liderdir.
Bunun içindir O’nun açtığı yol, Cezayir’den Hindistan’a, Güney Amerika’dan uzak Asya’ya dek tüm tutsak ulusların kurtuluş yolu bilinir.
Ne yazık ki bugün ülkemizde Atatürk’ü ve düşüncelerini yıpratmak için her şey yapılabiliyor. Emperyalistler ve yerli işbirlikçileri Atatürk’e karşı olan gerici ve bölücü hareketleri destekliyorlar.
Bunun içindir son yıllarımızda ülkemiz üzerine çöken kara bulutları dağıtabilmek savaşımında, Atatürk’ün yapıtı Nutuk’u kendimize kılavuz edinmeye gereksinim duyuyoruz.
Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk, yaktığı kurtuluş meşalesi öyküsünü, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı Nutuk’ta anlatır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, milletvekilleri önünde 15 Temmuz / 20 Temmuz 1927 tarihleri arasında altı günde okur bu söylevi.. Bu yıl, Nutuk’un kamuoyuna sunumunun 92. yıldönümünü yaşıyoruz.
“1919 senesi Mayısının 19. günü Samsun’a çıktım.” tümcesiyle başlar bu büyük Nutuk.
Samsun’a ayak bastığı günden başlayarak, bağımsızlık savaşında ulusu ile nasıl bütünleştiğini; bir tarafta padişah hükümetinin oyunlarına, diğer tarafta muhaliflerin planladığı iç isyanlara ve Meclis tartışmalarına nasıl göğüs gerdiğini; ulusunun “Ya istiklâl ya ölüm” ilkesiyle varını yoğunu ortaya koyarak, kendinden çok üstün istilacı emperyalist güçleri yenmeyi nasıl başardığını, Cumhuriyet’in nasıl kurulduğunu anlatır Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu Nutuk’ta.. Bu Nutuk, bir destan olarak adlandırılsa yeridir… Bu Nutuk, Mustafa Kemal’in bir otobiyografisi (özyaşam öyküsü) olarak adlandırılsa yeridir…Bu Nutuk, bir Türk tarihi kronolojisi olarak adlandırılsa yeridir.
Nutuk, Mustafa Kemal Atatürk’ün çağının Türkçesini ne denli güçlü kullandığının kanıtı bir başyapıttır.
Her tümcesinde Mustafa Kemal’in çelik iradesinin, akılcılığının ve kararlılığının okunduğu Nutuk, tarihten silinmek istenen Türk Ulusunun özgürlüğünü ve bağımsızlığını kazanışının bire bir belgelerle anlatıldığı söylevdir.
Onun içindir tüm mazlum halkları kurtuluşa götüren önderler, Atatürk’ü kendilerine örnek alırlar. O, açtığı özgür ve bağımsız yaşama yolunda, Türk insanına akılcılığı, çağdaşlığı, devrimciliği kazandırır, ulusal ve uygar Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu olur
Nutuk’un son bölümü “Efendiler, bu nutkumda, milli varlığı sona ermiş sayılan bir milletin, istiklâlini nasıl kazandığını, ilim ve tekniğin en son esaslarına dayanan milli ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım. Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen milli felaketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir. Bu sonucu Türk gençliğine emanet ediyorum.” sözleriyle tamamlanır.
Atatürk’ün Türk Gençliğine emanet ettiği Cumhuriyet’i koruma görevi, Gençliğe Hitabe bölümünde yüreklere işleyen bir anlatımla “Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.” tümcesiyle gösterilmektedir. Mevcudiyetimizi ve istikbalimizi korumak için, içeride ve dışarıda hangi zorlukları yenme azminde olacağımızın vurgusu yapılmaktadır Bu görevi yürütürken de, muhtaç olduğumuz kudretin damarlarımızdaki asil kanda mevcut olduğunun güveni kazandırılmaktadır bizlere.
Bu tümcelere göre, Türk Gençliği “Türkiye Cumhuriyeti’ni sarsılmaz temelleri üzerinde her gün , daha ziyade takviye etmek” sorumluluğunu üstlenmektedir.
Bilinmeli ki gençliğin görevi Atatürk’ün bıraktığı Cumhuriyeti, aynen o günlerdeki gibi korumak olmayacaktır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerini – fabrika ayarlarını – bozmaksızın, özgürlük, bağımsızlık, cumhuriyetçilik, ulusçuluk, devletçilik, halkçılık, laiklik ve devrimcilik gibi ‘sarsılmaz temelleri üzerinde her gün daha ziyade takviye etmek” ve çağdaş bir yaklaşımla sürdürebilmek olacaktır. .
Bu öğreti, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamı boyunca antiemperyalist, Kemalist duruşunu; vatanın bütünlüğüne ve ulusun birliğine önem verişini; alınacak kararlarda ulusal egemenlik hakkını koruma kararlılığını; devlet yönetiminde laikliği ve çağdaşlığı koruma bilincini; ülke kalkınması için atılacak adımlarda akılcılığı, bilimselliği öne çıkarmasını; sosyal devlet anlayışını toplum katmanlarına yayma çabasını; çok partili demokratik yaşamda demokrasiye ve insan haklarına dayalı hukuk devleti savunmasını; komşularımız ve dünya ulusları önünde barışı koruma arayışını anlatmaktadır; ki bu değerler bugün de Türkiye’nin geleceğini koruma görevini üstlenmiş bizlerin aklından çıkmaması gerekecek erdemlerdir.
Nutuk’tan yaptığımız günümüz gerçekleriyle bağdaşır gördüğümüz, terör tehdidine karşı sınır güvenliğimizi sağlamak için ülkemizin Suriye sınırları ötesinde başlatılan Barış Pınarları Harekatı’na da ışık tutacak birkaç alıntı düşüncemizi doğrulayacaktır:
“İnsaf ve merhamet dilenmekle ulus işleri, devlet işleri görülemez. Ulusun ve devletin şeref ve bağımsızlığı korunamaz. İnsaf ve merhamet dilenmek gibi bir ilke yoktur. Türk Ulusu, Türkiye’nin gelecekteki çocukları, bunu bir an akıllarından çıkarmamalıdır.”
“Bizim, kendisinde açıklık ve uygulama imkânı gördüğümüz siyasi ilkemiz, ulusal siyasettir. Dünyanın bugünkü genel şartları, yüzyılların dimağlarda ve karakterlerde yerleştirdiği gerçekler karşısında hayalci olmak kadar büyük yanılgı olamaz. Tarihin ifadesi budur; ilmin, aklın, mantığın ifadesi böyledir.
Ulusumuzun, güçlü, mutlu ve istikrarlı yaşayabilmesi için, devletin bütünüyle ulusal bir siyaset izlemesi, bu siyasetin iç teşkilatımıza tam olarak uyması ve ona dayanması gerekir. Ulusal siyaset dediğim zaman kastettiğim anlam ve öz şudur: Ulusal sınırlarımız içinde, her şeyden önce kendi kuvvetimize dayanmakla varlığımızı koruyarak, ulus ve memleketin gerçek saadet ve refahına çalışmak…Genellikle ulusu uzun emeller peşinde ve yorarak zarara sokmamak…Çağdaş dünyadan, çağdaş, insani ve karşılıklı dostluk beklemektir.”
“Türk halkının kayıtsız ve şartsız egemenliğine sahip olduğunu bir defa daha ve kesinlikle tekrar ediyorum. Egemenlik, hiçbir anlamda, hiçbir şekilde, hiçbir renk ve hiçbir kılavuzlukta ortaklık kabul etmez. Unvanı ister halife ister başka bir şey olsun, hiç kimse bu ulusun kaderine ortak çıkamaz. Ulus buna kesinlikle izin vermez. Bunu teklif edecek hiçbir milletvekili bulunamaz.”
“Şunu söylemeliyim ki biz, her araçtan, yalnız ve ancak bir ülkü için yararlanırız. O ülkü şudur: Türk Ulusunu, uygar toplumlar içinde yaraştığı kata yükseltmek ve Türk Cumhuriyeti’ni sarsılmaz temeller üzerinde, her gün daha çok güçlendirmek; bunun için de, zorbalık düşüncesini öldürmek.”
Alıntı yaptığımız bu tümceler Mustafa Kemal Atatürk’ün salt Ulusal Kurtuluş Savaşımızı aydınlatan ışığımız değil, bu günümüzü de aydınlatan ışığımız, esin kaynağımız olduğunu göstermektedir.
Esin kaynağımızın açtığı yolda yürüdüğümüz zaman, Büyük Atatürk’ün “Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz devrimlerin gayesi, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş ve bütün anlam ve biçimleriyle uygar bir toplum durumuna ulaştırmaktır” sözündeki görevi gerçekleştirmiş oluruz.
Bu duygu ve düşüncelerle Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü 1927 yılında TBMM’de okuduğu Nutuk’un 92. Yıldönümünde saygı ile anar, O’nun izinde yürümek kararlılığını göstererek Cumhuriyetimiz için canlarını esirgemeyen ulusumuz evlâtları şehitlerimize, gazilerimize şükran ve minnet duygularımızı sunarız.
Rufat Şener
ADD GeliboluŞubesi
Yönetim Kurulu Başkanı

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın