35 YILDIR NELER OLUYOR- Yeri Geldikçe

Yazalım mı dedik, tık yok.!Yazmazsın hergün ya bir dostun, yada bir okuyucum, neden yazmam gerekenleri saymaya kalktıklarında da bir dosya kağıdı almaz.
Ben ilk yazılarımı 1961 yılında merhum Süleyman Tokgöz ağbeyin gazetesinde yazmaya başladığımda 17 yaşındaydım.
Gazetelere ilk yazımı, Edebiyat öğretmenimiz olan Tancıl Gocul, birçok Türk destanlarının yazarı olan Basri Gocul’un oğluydu.
Kompozisyon dersindeki çalışmalarımızda ve imtihanlarda yazdırdığı kompozisyonlarını gider Balıkesir’de yayınlanan ATEŞ gazetesinde yayınlatırdı.
Bu gazetelerden bana getirir ve beni ateşlerdi.
Hocamdan aldığım hem notlarla, hemde takdir içeren sözleriyle daha bir cesurca yazardım.
Son sınıfa geçince Gelibolu’ya geldiğimde en dost, en samimi, en can dostum Merhum Şehit Halit Taş’ın yanına gider, gelirdim.
O ilk okuldan başlayarak, ast subay oluncaya kadar her okul dışı saatini Tokgöz’ün matbaasında mürettiplik (harf dizme) yaparak geçirirdi.
Orta okula geçtiğinde de her tatil gününde ağbeyleri Abdullah ve Ramadan gibi sokaklarda Tokgöz Usta’nın matbaasına gider geç saatlere kadar mürettiplik yapardı.
Çok alçak gönüllü, çok çalışkan, çok dürüst ve candan bir insan olan Halit Taş ile ben ilk okulu 5 yıl aynı sırada okumuştuk.
Öğretmen okuluna gidince o güzel insan hergün, ama hiç aksatmadan hergün (gazetenin çıktığı hergün) bana bir gazete postaya atar yollardı.
Okula gelen mektuplarımızda idarece okunurdu ve bizlere açık zarfla verilirdi.
Tüm öğrencilere gelen mektuplar okunduğundan tabi gelen gazetede okunurdu.
Birgün, okul müdürü odasına çağırttı gittim elinde gazete;
Bu gazeteyi sana kim yolluyor, hergün geliyor, kim bu Halit dedi.
Bende ilkokul ve mahalle arkadaşım, gazetede matbaada çalışıyor, o yolluyor deyince Recep, biz bu gazeteyi her geldiğinde öğretmenler odasına yolluyoruz orada 1-2 gün okunuyor, sonra İsmail sana getiriyor, haberin olsun.Benden de Halit’e selam söyle öğretmenler her satırını okuyorlar, dedi.
İşte nederseniz deyin!
Halit’in yolladığı gazetelermi?Yoksa Tancıl Hocamın teşviklerimi, Süleyman Tokgöz’ün bana 1961 – 1965 arası gazetesinin sütunlarını açmasını beni bu mesleğe sürükledi.
Bugün artık bir aksakal olarak son yıllarımı yazıyorum desemde, Allah’ın vereceği sağlık, akıl daha ne kadar izin verir bilemeyiz…
Ama işim bu benim.Başladıkmı bırakamıyorsunuz.
2004 ‘te başlayan kitap yazmam ile 2010 yılına kadar 6 kitap çıkardım.
2016 da başladığım “Gelibolu 100 YIL” yeni bitti.Son noktayı koydum.Bugün yarın derken yeni birşey buluyorsunuz 5 yıl sürdü.
-Ecevit’le 29 Gün- Bitti onada noktayı koydum.
“Benim hikayelerim” adlı kitabımda bitti.Onada noktayı koyduk.
Ve son olarak;
“Yaşamak için lazımdı” romanımda 2022’ye kaldı…
Allah kısmet ederse, üçününde baskılarını 26 Kasım 2021 ‘e yetiştireceğimize inanıyoruz.
Bilmiyorum, bu 35 yıldan bir şey çıkarmı dersiniz, çıkmaz aslında yıllardır(59 yıl) yazdıklarımın aynısını ama, Gelibolu ‘nun maalesef yaşadıklarıdır “35 yıl Gelibolu” yazı dizisi.
Geçen hafta Gelibolu’nun siyasi 35 yılını yazacağımı söylemiştim.
Başlayalım istedim.Bende bu arada Ankara’da bir toplantıya , Afyon ve Eskişehir de biraz meslek seminere katılıp oradanda hanımın isteği üzerine, Selçuk Medeniyeti’nin büyük eserlerinin bulunduğu Sivas’a gideceğim.
Allah herkese hayırlı yolculuklar versin.Sağlıkla gidip gelelim.Ben gezmeye çıkınca, oda fırsatı kaçırmıyor ve nerde tarih varsa orada oluyoruz.Nede olsa doktora içinde malzeme lazımmış.
“35 Yıl Gelibolu” da 10 gün sonra buluşmak üzere.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.